Kayıp şehrin kayıp insanları!..
Bu gün 10 Mayıs Engelliler haftası. Gene birileri güya
merhamet gösterisine girecek sosyal hakları engellilere bir lütufmuş gibi lanse
edecek!.. Gene ağzımızla kuş tutsak kimseye yaranamayacak gene kaderimizle
başbaşa kendi başımızın çaresine bakacağız...
Hamd olsun bizler her
çaresizliğin altında bir hikmet her gecenin sabaha gebe olduğunu bilip İlahi
takdire boyun eğmiş Tevekkül etmişiz.."Tevekkeltü al’Allah "Allah'a
dayanıp güvendim.."Hasbiyallah" Allah bana yeter..deyip teslim
olmuşuz...
Duygu Asenanın Kadının adı yok adında bir kitabı
vardı. Hayat görüşü ve kafa yapısı olarak farklı dünyaların insanları olmamıza
rağmen hakikaten asena hanıma bu anlamda hak vermemek mümkün değil. Erkek
egemen bir toplum olarak kadın bizim toplumda hep ikinci sınıf vatandaş
muamelesi görmüş ezilmiş itilmiş incitilmiştir. Kadın hakları savunuculuğu
konusunda mangalda kül bırakmayız ama iş icraate geldimi höt der oturtur höt
der kaldırırız.
Aslında ben kadın hakları konusunda ahkam kesecek bu
konu hakkında fikir yürütecek değilim haddimde değil böyle önemli bir konuda
fikir yürütmek. Ben haddimi bilirim. Ben deniz beni ilgilendiren bir konuda
engellilerin engellenen dünyalarından bahsedeceğim. Netice itibariyle sayın
asena heralde bu memlekette engellilerin hayatından kesitler görmüş olsaydı
kadının adı yok evet doğruda, engellinin adını bırakın, memlekette yaşama
hakları bile yok.
Bazen engelliler konsunda görüşlerimi ifade ettiğimde
kompleks yaptığımı falan düşünürler. Kesinlikle hiç bir zaman hayatımın hiç bir
döneminde içinde bulunduğum durumdan dolayı bir komplekse kapılmadım şükür
kapılmamda. Kaldıki çok şükür kadere inanan insanlarız ve bizim başımızdaki hal
herkesin başına gelebilir. Meşhur sözdür her sağlam birer engelli adayı diye.
Allah korusun rabbim kimseyi engelli çaresiz naçar bırakmasın kimseyide kimseye
muhtaç etmesin edersede merdine etsin.
Engellilerin herzaman özel bir misyonla yaratıldıklarını
düşünmüşümdüm. Adili mutlak olan kurban olduğum rabbimin engellilere elbette
bir garezi yok. Hikmeti sonsuz rabbimin elbette bir hikmete mebni yarattığı bu
insanların dolayısıyla bizlerin özel bir misyonu olması kaçınılmazdır.
Ufak tefek dünyevi sıkıntıları dert edinen insanların
acaba gözleri görmeyen bir engelliyi gördüklerinde ve onların dünyasına biraz
empati yaparak girdiklerinde o kendilerine sıkıntı yaptıkları problem acaba
gözleri görmeyen insanların sıkıntıları ile karşılaştırıldığında ne derece
büyük yada bu insanların yaşamları ile kendilerini kıyasladıklarında hayatı
zehir ettikleri problemlerin ne derece kıymetsiz ve önemsiz olduğunu kavraya
biliyorlarmı acaba?Yada felçli ayaklarını kullanamayan aciz bir insanın
yaşadığı sıkıntıyı tahayyül edip acaba içinde bulunduğumuz duruma şükrede
biliyormuyuz. Bu anlamda derinlemesine düşündüğümüzde engelli insanların özel
insanlar olduğunu idrak edebiliyorsunuzdur umarım.
Hal böyle iken hayatın içinde engellilere yaklaşımınız
nasıl acaba? Toplumun engelliye top yekün bakışı nasıl yada? Engelli insanların
bedavadan yaşayan tüketici bireyler olarakmı görülüyor yoksa biraz önce izah
etmeye çalıştığım şekliyle bir ibreti alem olarakmı görülmekte?
Ben denizin bu anlamdaki görüşü kesinlikle bu yönde.
Çünki gerek ailevi bazda gerekse toplumsal hayatın içinde bunu yaşayarak bizzat
gören bir insanım. Kimseden bir lutuf bir ihsan beklediğimiz yok sadece
herkesin faydalandığı yaşamsal haklardan herkes gibi bizde istifade edelim.
Gayemiz amacımız bu..
Birde gerek aile içi engelli istismarı gerek siyasi
anlamda engelliyi istismar edip topluma şirin gözükerek oy avcılığı yaparak bu
insanları istismar etmek bana göre çok büyük ayıp. Bunları gördükce insanlara
karşı güven zafiyeti oluşmakda, buda hakikaten çok acı. Biraz samimiyet biraz
içtenlik birazda sevgi bize lazım olan. Çok fazla bir beklentimiz yok
gördüğünüz gibi..
Netice itibariyle; ENGELLİLERE çalışabilecekleri işlerde İSTİHDAM sağlamadan Ortak kullanım alanlarında erişebilirlik ve Fiziki uygunluk sağlanmadan kimse engellilerle ilgileniliyor algısı yaratmasın! Unutmayın bu insanlar yılda bir defa hatırlanmakla ne karınları doyuyor nede sıkıntıları bitiyor. Amaç Sıkıntıyı Problemi yerinde ve kökten halletmek olmalı! NOKTA!..


