17 Ocak 2019 Perşembe

Padişahın İşi Ne!


Nalıncı Baba’nın Hikayesi

“Padişahın İşi Ne”

Sultan Murat Han o gün bir hoştur. Telaşlı görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Vezir-i a’zam Siyavuş paşa sorar:
– Hayrola sultanım canınızı sıkan bir şey mi var?
– Akşam garip bir rüya gördüm.
– Hayırdır inşallah.
– Hayır mı şer mi öğreneceğiz. Hazırlan dışarı çıkıyoruz.
Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki padişah hâlâ gördüğü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Hızlı ve kararlı adımlarla Beyazıt’a çıkar, döner Vefa’ya, Zeyrekten aşağılara sallanır. Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatle bakınır. İşte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine batar. Ahali ile aralarında şöyle konuşma geçer:
– Kimdir bu?
– Aman hocam hiç bulaşma, ayyaşın biri işte!
– Nereden biliyorsunuz?
– Müsaade et de bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz.


Bir başkası tafsilata girer. Aslında iyi sanatkârdır. Azaplar çarşısında çalışır. Nalının hasını yapar. Ancak kazandıklarını içkiye, fuhuşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine hem de nerede namlı, mimli kadın varsa takar peşine.

Hele yaşlının biri çok öfkelidir; isterseniz komşulara sorun, der, sorun bakalım onu cemaatte bir gören olmuş mu?

Hasılı mahalleli döner ardını gider. Bizim tebdil-i kıyafet mollalar kalırlar ortada. Tam vezir de toparlanıyordur ki padişah sorar:
– Nereye?
– Bilmem bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım.
– Millet bu, çeker gider. Kimseye bir şey diyemem. Ama biz gidemeyiz, şöyle veya böyle tebaamızdır. Defini tamamlasak gerek.

– İyi ya, saraydan bir kaç hoca yollar kurtuluruz vebalden.
– Olmaz rüyadaki hikmeti çözemedik daha.
– Peki ne yapmamı emir buyurursunuz?
– Mollalığa devam. Naşı kaldırmalıyız en azından.
– Yapmayın sultanım, bunun yıkanması var. Tekfini, telkini…
– Merak etme ben beceririm. Ama önce bir gasilhane bulmalıyız.
– Şurada bir mahalle mescidi var ama…
– Olmaz vefat eden sen olsaydın nereden kalkmak isterdin?
– Ne bileyim, Ayasofya‘dan Süleymaniye’den, en azından Fatih camiinden.
– Ayasofya ile Süleymaniye’de devlet erkanı çoktur. Tanınmak istemem. Ama Fatih Camiini iyi dedin. Hadi yüklenelim.

Ve gelirler camiye. Vezir sağa sola koşturur kefen tabut bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa. Usulü erkanınca bir güzel yıkarlar ki naaş ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur aydınlanır alnında. Yüzü şakilere benzemez.

Meçhul nalıncıyı kefenler, tabutlar musalla taşına koyarlar. Ama namaz vaktine hayli vardır daha. Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır.
– Sultanım der, yanlış yapıyoruz galiba! Heyecana kapıldık sorup soruşturmadan buraya getirdik cenazeyi. Kim bilir belki hanımı, yetimleri vardır.
– Doğru öyle ya, neyse, sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geleyim.

Padişah garip maceranın başladığı noktaya koşar. Sorar soruşturur, nalıncının evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın aralar. Hadiseyi metanetle dinler. Sanki bu vefatı bekler gibidir. Hakkını helal et evladım der. Belli ki çok yorulmuşsun. Sonra eşiğe çöküp ellerini şakaklarına dayar. Biliyor musun oğlum diye dertli dertli söylenir! Bizim efendi bir âlemdi vesselam. Akşamlara kadar nalın yapar. Ama birinin elinde şarap şişesi görmesin, elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya.

Sonra malum kadınların ücretlerini öder eve getirirdi. Ben sizin zamanınızı satın aldım mı diye sorar, onlar da aldın derlerdi. Öyleyse şimdi dinleseniz gerek dedikten sonra çeker gider, ben menkıbeler anlatırdım onlara. Mızraklı ilmihal, Huccetül İslam okurdum ..

– Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki.
– Milletin ne sandığı umurunda değildi. Hoş, o hep uzak mescitlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında durmalı ki derdi, tekbir alırken Kâbe’yi görmeli.
– Öyle imam kaç tane kaldı şimdi?
– İşte bu yüzden Nişancı’ya, Sofular’a uzanırdı ya. Hatta bir gün, bak efendi dedim, sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek. İnan cenazen kalacak ortada.
– Doğru öyle ya!
– Kimseye zahmetim olmasın, diye mezarını kendi kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim iş mezarla bitiyor mu dedim. Seni kim yıkasın, kim kaldırsın?
– Peki o ne dedi?

– Önce uzun uzun güldü, sonra Allah büyüktür hatun dedi. Hem padişahın işi ne?

NASUH'UN TÖVBESİ



NASUH'UN TÖVBESİ

Yıllar Önce Nasuh adında bir adam vardı. Nasuh kadınlar ha­mamında kesecilik eder böylece onlara kolaylıkla yaklaşır, dokunur, uygun olanları avlayarak baştan çıkarırdı. Nasuh yıl­larca tellâklık etti, kimse onun erkek olduğunun farkına varmadı. Yüzü kadın yüzü gibi tüysüz­dü. Erkek hüviyetini bu yüzden rahatlıkla gizlerdi. Çünkü sîması kadınsı, sesi kadın sesi gibiydi. Pâdişahın kızlarını bile hamamda keseler ovar, yıkardı. Bu konuda mahirdi ve aranan bir elemandı. Çarşaf giyer peçe takardı fakat şehveti azgın bir gençti.
Aradan zaman geçince Nasuh bu işten pişman oldu, tövbe etti fakat, alışkanlığını bırakıp tövbesini tutamadı. Bu defalarca böyle oldu. Bir gün Nasuh bir Allah dostuna giderek:
"Bana dua et," diye ricâda bulundu.  Allah'ın o veli kulu ona dua etti.
Nasuh bir gün yine hamamda her zamanki işini yaparken pâdişahın kızının kıymetli bir incisi kayboldu. Bü­tün kadınlar inciyi aramaya koyuldular.
Herkesin eşyâsını aramak için önce hamamın kapı­sını kapadılar. Sonra başladılar aramaya. Fakat inci bir türlü bulunamadı. Bunun üzerine daha sıkı bir arama başladı:
-İhtiyar, genç, herkes anadan doğma soyunsun, her yeriniz aranacak! di­ye bağırdılar.
Nasuh korkusundan bir kenara çekildi, yüzü sararmış dudakları titriyordu. Ölüm korkusu her ya­nı sarmıştı, nihayet foyası meydana çıkacaktı.  Kendi kendine:
"Yarabbi, dedi. Birçok defalar tövbe ettim fakat töv­bemi bir türlü tutamadım. Eğer beni bu belâdan, rezil rüsvây olmaktan kurtarırsan, söz veriyorum bütün yaptıklarımdan tövbe etim" dedi.
Hamamdakiler herkesi kontrol etmişti. Aranma sırası Nasuh'a yaklaşıyordu, kurtuluş yoktu tam onu arayacaklardı ki ansızın:
-İnci bulundu! diye bir ses geldi.
Artık Nasuh'u aramaya gerek kalmamıştı. Böylece Nasuh rezil olmaktan, ölüm­den kurtulmuştu. İnci bulunduğu için herkes bayram ediyor seviniyordu. Bu sevinç dalgası geçtikten sonra Nasuh'u çağırdılar:
-Ey mahir tellâk gel, pâdişahın kızı seni çağırıyor gel onu kesele, yıka, dediler.
Nasuh bunu redderek hamamdan çıkıp gitti. Bir daha da tövbesini bozmadı. (Mesnevi, c. V, beyit: 2228 vd.)

6 Ocak 2019 Pazar

Nebe Suresi Fazileti



Nebe Suresi 


Nebe Suresi Meali
1- Birbirlerine neyi soruyorlar?
2- O büyük haberden (kıyametten) mi?
3- Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.
4- Hayır, ilerde bilecekler.
5- Hayır hayır, ilerde bilecekler.
6- Biz yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?
7- Dağları da birer kazık kılmadık mı?
8- Sizleri çift çift yarattık.
9- Uykunuzu bir dinlenme yaptık.
10- Geceyi bir örtü yaptık.
11- Gündüzü de bir geçim zamanı yaptık.
12- Üstünüze yedi sağlam bina (gök) çattık.
13- İçlerine ışık saçan bir kandil astık.
14- Yoğunlaşmış bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik.
15- Onunla taneler ve otlar çıkaralım diye.
16- Ve sarmaş dolaş bağlar bahçeler (çıkaralım diye).
17- Kuşkusuz o hüküm günü kararlaştırılmış bir vakit olmuştur.
18- O gün Sûr’a üflenir, bölük bölük gelirsiniz.
19- Gök de açılmış, kapı kapı olmuştur.
20- Dağlar yürütülmüş, serap olmuştur.
21- Kuşkusuz Cehennem gözetleme yeri olmuştur.
22- Azgınlar için son varılacak yer olmuştur.
23- Orada çağlarca kalacaklardır.
24- Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de içecek bir şey.
25- Ancak bir kaynar su ve irin (içecekler).
26- Bir ceza ki tam yaptıklarına uygun.
27- Çünkü onlar hiçbir hesap ummazlardı.
28- Âyetlerimizi yalanlaya yalanlaya tam bir yalancı olmuşlardı.
29- Biz ise herşeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz.
30- (Onlara): “Şimdi tadın (cezanızı). Artık size azabınızı artırmaktan başka bir şey yapmayacağız” (denir).
31- Kuşkusuz 
takva sahipleri için bir kurtuluş var.
32- Bahçeler var, bağlar var.
33- Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var.
34- Dopdolu kadehler var.
35- Orada ne boş bir söz işitirler, ne de bir yalan.
36- (Bunlar) Rabbinden yeterli bir bağış olarak (verilir).
37- O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Rah-mân’dır. Hiç kimse ondan bir hitaba mâlik olamaz.
38- O gün Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahmân’ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.
39- İşte bu hak gündür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.
40- Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: “Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım.”

Nebe (Amme) Suresi’nin Fazilet ve Sırları
  • Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Nebe Suresini öğreniniz ve öğretiniz. Bu sureyi okuyan kimseye Allah’u Teala kıyamet gününde Kevser şarabından içirir.”(1)
  • Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “İkindi namazından sonra Nebe suresini (vird olarak) okursa, Allah’u Teala o kimsenin rızkını artırır (kazancına bereket ihsan eder), Ona dünya dağları ağırlığınca iyilikler yazılır.
    • İmanının yok olmasında emin olur.
Kıyamet günü yüce Allah her bir kulunu nurlu kılar. Dünyadan cennetteki makamını görmeden de çıkmaz.”(2)
  • Kutbuddin İzniki (Rahimehullah) buyurdu ki: “Nebe suresini güneş doğarken okuyan kimse, bütün afetlerden emin olur. Onu sabahın herhangi bir saatinde okuyan kimse için 70.000 melek istiğfarda bulunur.”
Rivayet Edildi ki:
  • Nebe suresini ikindiden sonra okuyan, dünya ve ahiret saadetine nail olur, kiyamet azabını hafifletir.
  • Bu sureyi okuyan kişi, hırsız ve kötü insanların kötülüklerine karşı muhafaza edilir.
  • Nebe suresini öğreniniz. Eğer bu surede bulunan faziletleri bilseydiniz, meşgul olduğunuz işlerinizi bırakırdınız da, sadece bununla meşgul olurdunuz. Ve bununla Allah’a (manen) yaklaşırdınız. Allah da şirk günahı dışında kalan günahlarınızı affeder, bağışlardı.
  • Amme suresini öğrenin (ezberleyin). Kaf suresini, Necm Suresini, Buruc ve Tarık surelerini de öğrenin. Eğer bu surelerde neler bulunduğunu bilseydiniz, bütün meşgul olduğunuz işleri bırakırda yalnızca bunları öğrenmeye çalışırdınız. Bu sureleri okuyarak Allah’a yaklaşırdınız (O’nun rızasını kazanırdınız). Allah’u Teala’da, şirk hariç diğer günahlarınızı bağıslardı.
  • Her sıkıntının yok olması için okunur.
  • Bu sure herhangi birşeyin üzerine okunur ve bir yere emanet edilirse, o şey bi-iznillah çalınıp kaybolmaz.
Dipnot ve Kaynaklar
  1. Bursevi, Ruhul-Beyan, 10/313; Gümüşhanevi, Ramuzul-Ehadis, 5462
  2. Ebûl-Leys Semerkandî, Tefsirul-Kur’ân, 6/362

Nebe Sûresi´nin fazileti
Ankara’dan okuyucumuz: “Nebe Sûresini okumanın fazileti nedir? İniş sebebi nedir? Gün içinde ne zamanlarda okunur?”

Nebe Sûresi, Kur’ân’ın 78. sûresidir. Mekke’de inen ilk sûrelerdendir. Mekkeli müşrikler, Peygamber Efendimiz’in (asm) getirdiği kıyamet, âhiret, mahşer, sorgu, sırat, Cennet ve Cehennem haberleri üzerine inatla ve alaycı biçimde birbirlerine bu haberlerin gerçek olup olmadığını sorup duruyorlardı. 77. Sûre olan Mürselât Sûresi “O günü yalanlayanların vay haline? Onlar artık kıyamet günüyle ilgili olarak Kur’ân’dan sonra hangi söze inanacaklar?” sorusuyla bitiyor ve hemen ardından Nebe Sûresi “Onlar neyi sorup duruyorlar? Üzerinde ihtilâfa düştükleri o büyük haberi mi?” sorularıyla başlayarak, inanmayanlara kıyamet, âhiret, diriliş vb. o gelecek günlerle ilgili olarak, müşrikleri sarsıcı ve azaptan uyarıcı cevaplar veriyor.
Nebe Sûresi kıyamet haberleri ile dolu bir sûre. Kıyamet ve sonrası ile ilgili haberler taşıdığından, ilk âyetinde geçen “Nebe” (önemli haber) kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûre gün içinde her dakika okuyup feyiz alabileceğimiz bir sûredir. Sûrenin şemsiyesi sonsuza kadar açılır ve her kendini okuyanı içine alır, her kendine sığınana şefaat eder. Bilhassa günlük yorgunluklarımızın arttığı ikindi vaktinde, İkindi Namazını kıldıktan sonra okumak sünnettir.
Sûrenin gelecek haberleriyle dolu bıçak gibi keskin âyetleri şöyle devam ediyor:
“Evet; yakında bilecekler! Biz yeryüzünü bir döşek, dağları birer kazık kılmadık mı? Sizi de çift çift yarattık! Uykunuzu bir dinlenme vasıtası kıldık! Geceyi bir örtü yaptık. Gündüzü bir geçim zamanı kıldık! Üzerinizde yedi sağlam semâ kurduk. Gökyüzüne parıl parıl parlayan bir kandil astık. Yağışa hazır bulutlardan bol bol su indirdik. Onunla yerden daneler ve bitkiler, sarmaş dolaş gür ağaçlı bahçeler çıkardık.”1
Sûrede buraya kadar dünya nimetleri hatırlatılıyor. Her bir nimet, bundan faydalanan insanın zihnine çelik harflerle çakılıyor. Bu âyetleri okuyan insan; “Evet doğru! Allah bütün bunları bizim için yarattı” diyor ve teslim oluyor.
Sûre bundan sonra gelecek haberlerini ardı ardına sıralıyor. İzleyelim:
“Şüphesiz o hüküm günü belirlenmiş bir vakittir. O gün Sur’a üflenir. Siz de bölük bölük gelirsiniz. Gök açılır; kapı kapı olur. Dağlar yerinden yürütülür; bir serap olur. Cehennem gözetler durur. Orası azgınların varacağı yerdir. Sonsuz çağlar boyunca kalacaklar. Kaynar suyla irinden başka orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de bir içecek. İşte yaptıklarına uygun bir ceza!”2
Müşriklerin bu kadar ağır cezayı ne yaparak hak ettiklerini insan ürpererek merak ediyor. İşte Kur’ân iki âyetle buna cevap veriyor:
“Onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı. Âyetlerimizi yalanlayıp duruyorlardı.”3
Demek hesaba çekilmeyi ummadan yaşamak ve Allah’ın âyetlerini yalanlamak böylesine korkunç bir cürüm! Peki, bunu kim biliyor ki? Müşrikler zannediyor ki, yaptıklarımız, yalanladıklarımız, inkârlarımız yanımızda kâr kalıyor. Unutulup gidiyor! Bunun bir defteri, kaydı kuydu tutulmuyor. Onlar öyle zannetsinler. Cenâb-ı Allah diyor ki:
“Biz her şeyi tek tek kaydettik.”4
“Peki, af yok mu?” dediğinizi duyar gibiyim.
Onlar af istememişler ki! Onlar Allah’a sığınmamışlar ki. Onlar hesaba çekileceklerine inanmadan yaşamışlar. Onlar inkârdan ve yalanlamaktan hiçbir şekilde vazgeçmemişler ki. Onlar Allah’ın âyetlerini küstahlıkla ve kibirle sorgulamaktan, insanların aklını karıştırmaktan, Allah’ın hak elçisine işkence yapmaktan geri durmamışlar ki. İşte Cenâ-b-ı Allah bu yüzden bu azap bahsini şu sarsıcı ifadelerle bitiriyor: “Şimdi tadın azabınızı! Sizin için azaptan başka bir şey arttıracak değiliz.”5
Nebe Sûresi bu âyetten sonra Cennet haberlerine geçerek, azap haberlerinden içi daralan inananların içine su serpiyor. Şefkatli cümleleriyle Cenneti bütün güzellikleriyle tasvir ediyor. Cennet cümlelerinin ardından:
“İşte hak olan gün budur. Artık dileyen, Rabbine giden bir yol tutsun kendine”6 âyeti son önemli uyarısını yapıyor. Nihayet, insan olduğu halde, bu haberlere kulak vermediği için sorumluluklarını yerine getirmemiş olarak Allah’ın huzuruna çıkmaktan utanan kâfirin, o gün, “Keşke toprak olsaydım!”7 diyerek derin ve dönüşsüz bir pişmanlık içine gireceğini bildirerek sûre sona eriyor.

Mülk Suresi Fazileti


Mülk Suresi



Mülk Suresi Meali

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
1. Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
2. O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.
3. O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân'ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?
4. Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) âciz ve bitkin hâlde sana dönecektir.
5. Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık.(1)
(1) Yıldızların şeytanlara atılan taşlar yapılması ile, ya mahiyetini yalnızca Allah'ın bildiği bir şekilde şeytanların taşlanması kastedilmekte; ya da, insanlardan şeytanî özellikler taşıyan ve yıldızlara bakıp gaybden haber veriyormuş gibi insanları birtakım yalanlarla, saçma-sapan şeylerle kandırmaya çalışan falcıların ve kâhinlerin hiçbir bilgiye dayanmayan atıp tutmalarına işaret edilmektedir. Ayrıca bakınız: Hicr sûresi, âyet,15-18; Sâffât sûresi, âyet, 6-10 
6. Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü varılacak yerdir orası!
7. Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler.
8. Neredeyse cehennem öfkeden çatlayacaktır! Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara, "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye sorarlar.
9. Onlar da şöyle derler: "Evet, bize bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz onu yalanlamış ve 'Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz' demiştik."
10. Yine şöyle derler: "Eğer kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık."
11. İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah'ın rahmetinden uzak olsun!
12. Görmedikleri hâlde Rablerinden korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.
13. Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.
14. Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
15. O, yeryüzünü sizin ayaklarınızın altına serendir. Haydi onun üzerinde yürüyün ve Allah'ın rızkından yiyin. Dönüş ancak O'nadır.
16. Göktekinin sizi yere geçirivermeyeceğinden emin mi oldunuz? (O zaman) bir de bakarsınız yeryüzü şiddetle çalkalanıyor.
17. Yahut göktekinin, üzerinize taş yağdıran rüzgâr göndermeyeceğinden mi emin oldunuz? O zaman, uyarım nasılmış bileceksiniz!
18. Andolsun, onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Beni inkâr etmenin sonucu nasıl oldu!?
19. Üstlerinde kanat çırparak uçan kuşlara bakmazlar mı? Onları (havada) ancak Rahmân tutuyor. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla görendir.
20. Yahut Rahmân'dan başka size yardım edecek şu ordunuz (taraftarlarınız) kimlerdir? İnkârcılar ancak bir aldanış içindedirler.
21. Peki, Allah rızkını keserse, kimdir size rızık verecek olan? Hayır, onlar azgınlık ve nefretle direnip durdular.
22. Şimdi, yüzüstü kapanarak düşe kalka yürüyen mi daha doğru gider, yoksa dosdoğru bir yolda dimdik yürüyen mi?
23. De ki: "O, sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!"
24. De ki: "O, sizi yeryüzünde yaratıp çoğaltandır. Ancak O'nun huzurunda toplanacaksınız."
25. "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.
26. De ki: "O bilgi, ancak Allah katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."
27. Onu (azabı) yakından gördükleri zaman inkâr edenlerin yüzleri kötüleşir ve onlara, "İşte bu, (alaylı bir biçimde) isteyip durduğunuz şeydir" denir.
28. De ki: "Söyleyin bakalım: Diyelim ki Allah beni ve beraberimdekileri helâk etti, yahut bize acıdı. Peki, ya inkârcıları elem dolu bir azaptan kim koruyacak?"
29. De ki: "O, Rahmân'dır. O'na iman ettik, yalnızca O'na tevekkül ettik. Siz, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!"
30. De ki: "Söyleyin bakalım: Suyunuz çekiliverse, size kim temiz bir akar su getirir?
Tebareke (Mülk) Suresinin Fazilet ve Sırları

·         Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Kuran-ı Kerim’de otuz ayetlik bir sure vardır. Sahibine (onu ezberleyip okuyana kıyamet gününde) bağışlanıncaya kadar şefaat eder. Bu sure, Mülk suresidir."(1)
·         Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Kuran-ı Kerim’de otuz ayetlik bir sure vardır. Her kim o sureyi uyuyacağı zaman okursa, o kişiye otuz sevap yazılır, otuz günahı silinir, otuz derece yükseltilir. Allah’u Teala o kişiye bir melek yollar. O melek o kişinin üzerine kanadını gererek, uyanıncaya kadar onu herşeyden korur. O sure, kabirde kendisini okuyan o kişi(ye azap olunmaması) içinmücadele verir. İşte o sure Mülk (Tebareke) Suresidir."(2)
·         Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Her kim Secde Suresi ile Mülk Suresini okursa, ona yetmiş iyi lik yazılır, ondan bu sebeple yetmiş kötülük düşürülür ve o, bundan dolayı yetmiş derece yükseltilir."(3)
·         Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Tebareke Suresinin (Mülk Suresinin) her müslümanın kalbinde olmasını (onu ezberlemesini) arzu ederdim."(4)
·         Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Her kim yatsıdan sonra Mülk ve Secde Surelerini okursa, bu iki sureyi Kadir gecesinde okumuş gibi sevap almış olur."(5)
·         Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Her kim Secde ve Mülk surelerini geceleri okursa, o kimse çok sevap kazanmış ve çok iyi ve güzel bir iş yapmış olur."(6)
·         Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Her kim her gece Mülk suresini okursa, Allah’u Teala, bu sureyi okuması sebebiyle o kişiyi kabir azabından kurtarır."(7)
·         Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Tebareke Suresi, sahibini kurtarmak için kabirde mücadele ederek, insanı kabir azabından kurtarır."(8)
·         Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Kuran’da sadece otuz ayetten ibaret bir sure vardır ki okuyanını Cennete girdirinceye kadar savunur. O sure, Tebareke Suresidir."(9)
·         Abdullah ibni Abbas (Radıyallahü Anhüma) buyurdu ki: "Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Ashabından bir zat, bir kabrin üzerine çadır kurmuştu. Fakat bu zat, oranın kabir olduğunu bilmiyordu. Bir de bakar ki, kabrin içinde bir kişi Möülk suresini okuyor. ve sonuna kadar da okudu bitirdi. bunun üzerine çadır sahibi o zat, Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’e gelerek:
-"Ey Allah2ın Resulü! Ben çadırımı bir kabir üzerine kurmuşum. Fakat oranın kabir olduğunu bilmiyordum. Baktım ki, orada bir insan, Mülk suresini okuyor ve sonuna kadar da okudu (ve başından geçenleri anlattı)." Bunun üzerine Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
-"O sure, (azaba) engel olucudur ve (azaptan) kurtarıcıdır. Kendisini okuyan kimseyikabir azabından kurtarır."(10)
·         Büyük alim âlusi hazretleri der ki: "Bu surenin fazileti hakkında zikredilen haberlerden dolayı söz konusu surenin her gece okunmasının mendubolduğu söylenmiştir. Ben de temyiz yaşından beri bu sureyi okumaya devam ediyorum. Beni buna muvaffak kılan Allah’a hamd eder, bundan böyle de yardım ve kabulünü dilerim."
·         Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Cenaze kabre konulduğunda azap melekleri ölünün ayak tarafından gelmek istediklerinde, ayaklar: ‘Buradan gelemezsiniz. Öünkü sahibim üzerimde Mülk Suresinin okurdu’ der. Bu defa melekler baş tarafından gelmek isterler. bunun üzerine baş: ‘ Buradan gelmezsiniz. Çünkü sahibim Mülk suresini okurdu’ der. Bu defa melekler göğüs tarafından gelmek isterler. Bunun üzerine göğüs: "buradan gelemezsiniz. Çünkü Sahibim Mülk suresini okuyup ezberlemiş, bende (göğsünde, kalbinde)toplamıştır’der (ve o meleklere mani ve engel olur).Bu nedenle bu sureye, kabir azabına mani olup engellediği için el-Mâni’a adı verilmiştir. geceleri Mülk suresini okuyanlar, büyük servete kavuşurlar. Ve güzel amel işlemiş olurlar."(11)
·         Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Secde ve Tebareke (Mülk) surelerini okumadıkça uyumazdı.(12)
Bunu mukim iken de, yolculukta olduğu sıralarda da bırakmadıkları nakledilir. Resulullah’ın bu sünnetinden hareketle müslümanlar da hem bu surenin hemde sünnete uymanın bereketini umarak her gece Mülk suresini okumayı güzel bir adet edinmişlerdir. bunun mendup sayılan davranışlardan biri olduğu kabul edilir.
·         Abdullah ibni Abbas (Radıyallahü Anhüma) bir kişiye:
-"Sana kendisiyle sevineceğin bir hadisi şerif söyleyeyimmi?" buyurduğunda, o kişi:
-"Olur, ey Abbas’ın oğlu! Allah Senden razı olsun"
demiş. Abdullah ibni Abbas (Radıyallahü Anhüma):
-"Mülk suresini oku, onu ezberle, eşine ve bütün çoluk çocuğuna ve komşularına da onu öğret! Çünkü bu sure, münciye’dir (kurarıcıdır), Mücadile’dir. (kendisini okuyan kişiyi Allah katında savunur). Eğer kişi onu ezberlemişse, Allah’ü Teala onun kurtarılmasını ister. Allahü Teala, onun isteğini kabul eder. Bu vesile ile onu ezberleyen kişiyi kabir azabından kurtarır.(13)
·         Halid bin Ma’dan (Radıyallahü Anh) şöyle dedi: Şüphesiz Secde Suresi kabirde, (hayattayken kendisini okumuş olan) arkadaşı için:
-"Allah’ım, eğer ben senin Kitab’ından değilsem beni ondan sil! diyerek mücadele eder. O, kuş gibi de olup kanadını onun üzerine gerer. Böylece ona şefaat edip onu kabir azabından korur." (bu haberin) benzeri Tebareke Suresi hakkında da vardır.(14)
·         Muhammed Alkami (Kuddise Sirruh) buyurdu ki: "Her gece Tebareke ve Secde Surelerini okuyanlara kabir suali olmaz."
Rivayet Edildi ki:
·         41 defa okuyan, her beladan kurtulur.
·         Kıyamet günü bir kul sırtında günahları olduğu halde diriltilir. bu kul Allah’ın bir olduğuna inanır, Mülk suresinden başkasını okumazdı. Cehenneme atılması emrolundu. Bu sırada onun göğsünden bir nur şimşek gibi parladı ve şöyle dua etti: "Allah’ım! Ben senin Peygamberin Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’in üzerine nazil olanım. Senin kulun beni okuyor ve şefaat edileceğini umuyordu." Bunun üzerine Allah’u Teala o kulun cennete girdirilmesini emretti. Bu, kurtarıcı Tebareke suresidir.
·         Her gece okumaya devam edenler, ölüm anındaki fitnelerden korunur ve umulur ki şehadet getirerek ahirete göç eder.
·         Göz ağrısı çeken bir kişi, üç gün devamlı bu sureyi okumaya devam ederse, bi-iznillah şifa olur.

Mülk Suresi Okumanın Fazileti ve Faydaları
Mülk süresinin fazileti ve sırları Kur’an’ın yeni nazil oluyormuş gibi tazeliğini ve gençliğini gösteren delillerden biri de Kur’an’ın atmış yedi suresi olan mülk suresi ve onun ayetleridir. Ayrıca Kur’an tilâveti İslam’da faziletli amellerden biridir. Kur’an okumaktan maksat, öncelikle onun emir ve nehiylerine uymaktır. Fakat sadece okumanın da sevabı ve mükâfatı vardır. Kur’an kendisiyle amel edenlere ve inanarak ibadet kastıyla okuyanlara kıyamet gününde şefaatçi olacaktır..
Mülk Suresinin Faziletleri, Bir sureyi veye ayetleri okuyan kişilere manevi armağanlar verilir. Bu manevi armağanlara surelerin ve ayetlerin faziletleri denir. Birçok surenin ve ayetlerin faziletleri, hadisi şerifler ile ifade edilmiştir.
Her surenin bir çok özelliği vardır. Her bir ayet ve sure Allah kelâmı olmakla beraber herbirinin ayrı ayrı özellikleri vardır.
Kur’ân, insanları yolların en doğrusuna götürür. Gerek insanların kendileriyle olan münasebetlerinde, gerek insanların birbirleriyle olan münasebetlerinde ve gerekse devletlerarası münasebetlerde Kur’ân, en ideal ve mükemmel yolu gösterir.
Kur’ân-ı kerîmin altmış yedinci sûresi.
Mülk sûresi Mekke-i mükerremede nâzil oldu (indi). Otuz âyet-i kerîmedir. İlk âyet-i kerîmede geçen el-Mülk kelimesinden dolayı, sûreye, Sûret-ül-Mülk denilmiştir. Ayrıca Tebâreke, Münciye, Mâni’a, Vâkı’a adları ile de anılır. Sûrede; hayâtın ve ölüm ün yaratılış sebebi, âlemdeki kusursuz nizam, müşriklerin (Cenâb-ı Hakk’a ortak koşanların) âhiretteki acıklı durumu, Allahü teâlânın gizli-açık her şeye vâkıf olduğu anlatılmaktadır.
MÜLK SURESİ NEDEN İNDİRİLMİŞTİR?
Rivayete göre Mekke kâfirleri Rasulullah’a (s.a.) ve müminlere helak olsunlar diye beddua ederlerdi. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu.
MÜLK SÛRESİ’NİN FAZİLETİ VE YARARLARI
Mülk sûresi kötülüklerden engelleyici ve kurtarıcıdır. Kabir azâbından koruyucudur. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî)
Her gece Mülk sûresini okuyanı Allahü teâlâ kabir azâbından korur. (Hadîs-i şerîf-Nesâî)
Hadîs-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Mülk sûresi kötülüklerden engelleyici ve kurtarıcıdır. Kabir azabından kurtarır.”
“Mülk sûresini her gece okuyan kimseden Cenâb-ı Hakk kabir azabını kaldırır.”
“Mülk sûresini okumadan yatma! Zira ölürsen kabirde sana yoldaş olur. Her gece Mülk sûresini okuyan kimse, Kadr gecesini ihyâ etmiş gibi sevâba nail olur.”
“Ben Mülk sûresinin, ümmetimden her insanın kalbinde olmasını severim.”
“Kur’ân-ı Kerîm’den otuz ây etlik bir sûre, bir adama şefaat etti ve neticede mağfiret oldu. O, Mülk sûresidir.”
Eshab-ı kiramdan bir kaçı, bir yere çadır kurmuşlardı. Burada bir kabir bulunduğunu bilmiyorlardı. Çadırda mülk sûresinin okunduğu işitildi.
Resûlullah efendimize bunu haber verdiklerinde:
“Bu sûre, insanı kabir azabmdan korur.” buyurdu.
Abdullah ibni Abbâs buyurdu ki:
“Mülk sûresini oku! Onu ezberle! Çoluk çocuğuna ve komşularına da öğret. Zira bu sûre azabdan kurtarıcıdır.”
Okuyan kişiye Hakk Teâlâ indinde şefaatçidir. Eğer kişi onu ezberlemişse, Allahtan onu cehennemden kurtarmasını ister. Allah, o sayede kişiyi kabir azabmdan kurtarır.”
Muhammed bin Alkamî buyurdu ki:
“Her gece Tebarake (Mülk) sûresini okuyanlara kabir suâli sorulmaz.”
Abdullah ibni Mes’ûd buyurdu ki:
“Birisi vefat edip kabre konduğunda, azab melekleri ölünün başına gelir. Baş onlara der ki:
“Ona dokunmayız. Zira o bana, Mülk sûresini okurdu.”
Sonra karın tarafına varıp otururlar. O da der ki:
“Ona dokunmayınız. Zira o bende Mülk sûresini ezberleyip hıfzetmiştin” |
Bu sebeple bu sûreye, “kabir azabını engelleyici” anlamında “Mania” denilmiştir.”
Abdullah ibni Mes’ûd buyurdu ki:
“Kim her gece Mülk sûresini okursa, Allahü Teâlâ bu sayede o kişiyi kabir azabından kurtarır.”
(Mülk sûresi, Kur’ârı-ı Kerîm’de 561-563 sayfalar a-raşırıdadır.)

  Beynimde cevabını arayan sorular ve ben yorgunum bu cevapsız suallerden. Kızgınım kendime anlamsız iç hesaplaşmalarım dan. Çünkü hep kendi...