28 Aralık 2018 Cuma

ALLAH VAR GAM YOK




Allah var gam yok!
·         
- +
Ben deniz 48 yıllık ömrüm boyunca zor bir yaşam mücadelesinin içinde buldum kendimi. Hep hayatımı idame noktasında yaşantımı nasıl kolaylaştırırımın arayışında oldum. Ayaklarım beni taşımakta zorlanmaya başladığında ortaokul sonda okuyordum.



Kimse bana dokunup düşürmesin diye sabah ezanlar okunurken giderdim okula ki kimse o hengamede dokunup merdivenlerden yuvarlanmayalım diye. İlk darbemi nöbetçi bir hocamızdan yemiştim. Beni, arkadaşlarımla bahçede yapılan andımıza dahil olmadığım için cetvelle bir güzel benzetmişti. O sene yaz tatilinde hastalığım beni yürüyemez duruma getirmiş ve ben artık yürüyemiyordum.



14 yaşında hayalleri ve idealleri olan bir gencin birden bire dört duvar arasına mahkum olması takdir edersiniz kolay bir süreç değildi. Artık benim için okul sınavları bitmiş hayat sınavı başlamıştı. Tamamen bakıma muhtaç bir hale gelmiştim ve özel ihtiyaçlar anlamında ikinci bir kişiye muhtaçtım artık. Rahmetli anam beni bu süreçte kimseye muhtaç etmedi, ezdirmedi de...



Şahsıma yapılan en ufak bir saldırıda muhatabına gerekli cezayı keser herkese haddini bildirirdi. Hayatını bana adamış mübarek bir insandı. Nur içinde yatsın, mekanı cennet olsun, canım anamın hakkını hiç bir zaman ödeyemem...



33 sene beni sırtında taşıyan anamın bir gün bile öf dediğini hatırlamıyorum. Rahmetli anacığımla benim sınavıma şahit olan çok değerli şair ve yazar Ömer Ekinci Micingırt, hayatımın özeti babında bir şiir yazmıştı. Değerli dostlara da bir hayat dersi anlamında paylaşmak isterim.



Engelliyim Ben
Vuslattır arzum Hây Mevla’ya hasret 
Sahabe bakışlı engelliyim ben
Rüyayı çatlattım yatmakmış kısmet 
Rayiha kokuşlu engelliyim ben
Engel bedenimde zihnim medeni 
Refia anamın yaşam nedeni
Şükrettim yatakta bildim edeni
Şefkate bakışlı engelliyim ben 
Bu dünya fanidir isyan yok hâşâ 
Cennetler verilir ihlâslı yaşa
Annemle kardeşiz verdik baş başa
Çıkılmaz yokuşlu engelliyim ben
Ömer’e duanız hediye olsun 
Cennete götüren sediye olsun 
Anneler annesi Refiye olsun
Çorum’dan çıkışlı engelliyim ben



Hayatım sıkıntılarla zorluklarla bir mücadele içinde geçti. Bana içinde bulunduğum ağır şartlarda destek vermesi gerekenler hep köstek oldular. Hayatımı idame anlamında bir iş sahibi olayım diye uğraşırken, aç değilsin açıkta değilsin çalışmak senin neyine diyen muhteremler ne yazık ki anamın vefatından sonra aç ya da açıkta olmam, onlar için bir anlam ifade etmiyor olacak ki zamanında sarf ettikleri sözleri unuttular maalesef.



Çok sevdiğim bir kardeşim İsmail Tunç devletin verdiği engelli maaşı ile bakım parasının engellileri rahata alıştırdığını, havadan gelen bu paranın engelliyi çalışma ortamından uzak tuttuğunu ifade ediyordu. Haklı bir tarafı var bu sözün de lakin bilmediği bir şey var ki sırf bu bakım maaşı için engellisine bakan aileler var. Ailesi tarafından dışlanan istenmeyen engelliler sırf bu para için el üstünde tutulur oldu. İsmail kardeşime bir konuda katılıyorum; Devletimizin en büyük yanlışı her engelliyi aynı kategoride değerlendirmesi. Ayağı aksak olan da alıyor 2022 engelli maaşını, yatağa mahkum engellisi de alıyor aynı parayı!..



İsmail kardeşimin bahsettiği çalışabilir durumdaki engelli devletin sunduğu iş olanağını kabul etmiyor, nasıl olsa devlet bana engelli maaşı veriyor o da sigarama yetiyor diyorsa onun maaşına bir kısıtlama getirmeli. Ama diğer tarafta evden dışarı çıkamayan yatağa bağımlı engellilerin de yaşam şartı daha da iyileştirilmeli kanaatimce.



Devlet Baba hayata bir sıfır geride başlayan engellinin hayat şartlarını en üst düzeye çekmeli, engelliyi babasına dahi muhtaç etmemeli.



Kısa hayat hikayemin kalan bölümü galiba daha meşakkatli ve zorlukla beraber kolaylığı barındıran bir kesit içeriyor. Canım anamı kaybedince herkes, Erhan’ın ihalesi üzerime kalır endişesiyle bir tavır içerisine girdiler. Sırtın yere düştü mü dostların bahanesi çok olur diye bir söz var. Aynen iyi günde yüze gülen dostlar dar günde bahanelerin ardına sığındılar, hasılı beni kendi kaderime terk ettiler. 
Beni yaratan elbette yolumu çizecekti. Yüce Rahman hiç bir zaman kulunu ve kulunun mutluluğunu unutmaz, unutmadı da nitekim. Rabbim bir hayır kapısı açtı, evlenip yuva kurmak bana da nasip oldu. Eşim, birilerine bazı şeyler için bilek değil yürek olduğunu o kocaman yüreğiyle gösterdi. Allah ondan bildiği gibi razı olsun, sekiz senedir sırtlandı götürüyor tüm sıkıntılara zorluklara acılara rağmen bu yuvayı!..



Annemin kokusu evden çıkınca...
Yaralarım azdı derdim çok oldu...
Kader tekrar gözlerime bakınca...
Güneş doğdu sızılarım terk oldu..
Ayşe’m geldi engellerim yok oldu..

Baba ve kardeşin viraneleri...

Sahipsiz bırakan bahaneleri..
Ve acılarımın zar haneleri..
Yüreğim delindi zehir ok oldu.
Ayşe’m geldi engellerim yok oldu.

Vefakar dadaşlar Tuzcular Köyü.

Yeniden kazandım huzur uykuyu.
Yüreği kocaman melekten huyu.
Ayşe’m geldi engellerim yok oldu.

Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”Bakara:286

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

  Beynimde cevabını arayan sorular ve ben yorgunum bu cevapsız suallerden. Kızgınım kendime anlamsız iç hesaplaşmalarım dan. Çünkü hep kendi...