28 Aralık 2018 Cuma

NİÇİN BEN?



Niçin ben?
·         Makaleyi Sesli Dinle
·         Tüm Yazıları
·         Mesaj Gönder
- +
Engelli kardeşlerimizin ve benimde çokca kendimize sorduğumuz bir sorudur, niçin ben sorusu... Bu soruya yanıt bulabilmesi için insanın öncelikle biz niçin yaratıldık ve bu Dünyaya niçin geldik sorusunun cevabını adam akıllı bir analiz etmesi lazım. İnsan düşünen ve akleden bir varlık olduğu için fazla değil biraz tefekkür eder şu koskoca kainatın nasıl bir düzen içersinde işlediğini gözlemleye bilirse hiç bir şeyin boşuna yaratılmadığını idrak eder. Koskoca kainatta bu zerre mesabesindeki Dünyayı insanın emrine musahhar kılan Allah (c.c) elbette o insanı da başı boş bırakacak değildir.



İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder. Kıyamet 36. Ayet. Haliyle bir imtiha meydanı olan bu yalan Dünyada çeşitli veslilelerle imtihana tabi tutulan insan oğlu bu neden benim başıma geldi deme gibi bir hatanın içine düşmemeli.



Bakara suresi 155,156,157. ayetlerinde insanın musubetlerle sıkıntılarla yoklukla imtihana tabi tutulacağı şöyle ifade ediliyor. 
﴾155﴿ Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele! 
﴾156﴿ Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, "Doğrusu biz Allah’a aidiz ve kuşkusuz O’na döneceğiz" derler. 
﴾157﴿ İşte rablerinin lutufları ve rahmeti bunlar içindir ve işte doğru yola ulaşmış olanlar da bunlardır
Neden ben sorusuna en güzel cevabı Bediüzzaman Said Nursi Hastalar Risalesi Dördüncü devasında çok güzel izah ediyor.
Ey şekvâcı hasta! Senin hakkın şekvâ değil, şükürdür, sabırdır. Çünkü senin vücudun ve âzâ ve cihazatın, senin mülkün değildir. Sen onları yapmamışsın, başka tezgâhlardan satın almamışsın. Demek başkasının mülküdür. Onların mâliki, mülkünde istediği gibi tasarruf eder.

Yirmi Altıncı Sözde denildiği gibi, meselâ gayet zengin, gayet mâhir bir san’atkâr, güzel san’atını, kıymettar servetini göstermek için, miskin bir adama modellik vazifesini gördürmek maksadıyla, bir ücrete mukabil, bir saatçik zamanda, murassâ ve gayet san’atlı diktiği bir gömleği, bir hulleyi o fakire giydirir. Onun üstünde işler ve vaziyetler verir. Harika envâ-ı san’atını göstermek için keser, değiştirir, uzaltır, kısaltır. Acaba şu ücretli miskin adam, o zâta dese: “Bana zahmet veriyorsun, eğilip kalkmakla verdiğin vaziyetten bana sıkıntı veriyorsun. Beni güzelleştiren bu gömleği kesip kısaltmakla güzelliğimi bozuyorsun” demeye hak kazanabilir mi? “Merhametsizlik, insafsızlık ettin” diyebilir mi?

İşte, aynen bu misal gibi, Sâni-i Zülcelâl sana, ey hasta, göz, kulak, akıl, kalb gibi nuranî duygularla murassâ olarak giydirdiği cisim gömleğini, Esmâ-i Hüsnâsının nakışlarını göstermek için, çok hâlât içinde seni çevirir ve çok vaziyetlerde seni değiştirir. Sen açlıkla onun Rezzâk ismini tanıdığın gibi, Şâfî ismini de hastalığınla bil. Elemler, musibetler bir kısım esmâsının ahkâmını gösterdikleri için, onlarda hikmetten lem’alar ve rahmetten şuâlar ve o şuâât içinde çok güzellikler bulunuyor. Eğer perde açılsa, tevahhuş ve nefret ettiğin hastalık perdesi arkasında sevimli, güzel mânâları bulursun.
Selam ve dua ile.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

  Beynimde cevabını arayan sorular ve ben yorgunum bu cevapsız suallerden. Kızgınım kendime anlamsız iç hesaplaşmalarım dan. Çünkü hep kendi...