Kul hakkı !
·
- +
Herkesin yaşam hakkına
saygı duymadığımız her hal ve harekitimizi kendi işimize geldiği gibi
yaptığımız sürece bizden bişey olmayacağı aşikar!...
Sahahlara kadar acı
içinde kıvranan bir hastanın zar zor daldığı uykusundan uyanacağını düşünmeden
motosikletiyle son gaz şehir içinde bangır bangır bagırtarak egoistce havasını
atan şımarık gençlerimi dersiniz, arabasının egzozunu açtırıp gecenin geç
saatlerinde aşığına ben burdayım mesajı veren aklı bikarış havada serseri
aşığımı dersiniz, engelli park alanına arabasını parkedip sonrasında futursuzca
kendini haklı çıkartmak için sebebler sıralayan insanlarımı dersiniz.
Kamunun kullanımına açık park ve bahçelerde piknik alanlarında yemeğini
yedikden sonra pisliğini ortada bırakanlarımı dersiniz. Ne derseniz deyin bu
kafa yapıysıyla bizden bir şey olmaz! Kul hakkından bi haber ben yaparım mantığıyla hareket
ettiğimiz müddetce bir yere varmamız mümkün değil. Ortak kullanım alanlarında
birbirimizin hakkına tecavüzde bu anlamda kul hakkıdır.
Peygamberimiz kul hakkı üzerinde önemle durarak, “Birisinin hakkını alan kimse,
ölmeden önce onunla helâlleşsin! Paranın, malın geçmeyeceği kıyamet gününe,
üzerinde kul hakkı bulunarak gitmesin!” buyurmuştur.
Kul haklarına tecavüz edenin durumunu anlatmak üzere Peygamberimiz şu bilgiyi
vermiştir. "Benim ümmetim içinden müflis (yani iflas edip her şeyini
kaybetmiş) kişi şudur: Ahirette Allah'ın huzuruna namaz, oruç, zekat gibi ibadetlerini yerine
getirmiş olarak gelmekle birlikte, bu kişi, öyle (günahlarla da) gelir ki,
kimine sövüp saymış, kiminin kanını akıtmış, kiminin malını yemiş, kimine
iftira etmiştir. İşte bu durumda onun ibadetlerinden elde ettiği sevaplardan
alınıp bu hak sahiplerine dağıtılır. Eğer amelleri bu hakları ödemeye yetmezse,
bu kişilerin günahlarından alınıp hak yiyenin günahlarına eklenir. Böylece
(sevapları elinden gitmiş, günahları daha da artmış bir kişi olarak) kaldırılıp
cehenneme atılır."
Kul hakkıyla ilgili olarak Peygamberimiz, vefatından birkaç gün önce, ashabına
şöyle buyurdu: "Benim üzerimde kimin hakkı varsa gelsin, hakkını benden
alsın ve helalleşelim." O anda Hz. Ukkaşe adlı sahabî hemen ayağa kalkarak
şöyle dedi: "Ey Allah'ın Peygamberi, siz bana elinizle şöyle vurmuştunuz,
ben o hakkımı sizden almak istiyorum." Peygamberimiz bunun üzerine:
"Gel ey Ukkaşe, hakkını benden al." buyurdu. O anda bütün ashap hayretle
Hz. Ukkaşe'ye bakıyorlardı.
Hz. Ukkaşe,
Peygamberimizin yanına giderek şöyle dedi: "Ey Allah'ın Rasulü! Siz bana
gömleksiz olarak sırtıma vurmuştunuz." Hemen Peygamberimiz, gömleğini
sıyırıp şöyle buyurdu: "Vur Ey Ukkaşe!" Peygamberimizin aşkıyla yanan
Hz. Ukkaşe, hemen Peygamberimizin mübarek sırtındaki peygamberlik mührünü gayet
nazikçe öptü ve şöyle dedi: "El Allah'ın Rasulü, işte benim amacım
buydu." Bu hâli gören ashap, Hz. Ukkaşe'ye imrendiler. Böylece
Peygamberimiz kul hakkıyla ilgili sözlerinin yanında bizzat davranışıyla da
örnek olmuştur.
O hâlde, başkalarıyla bir arada yaşamamızın bir gereği olarak, herkesin hakkına
saygı göstermeliyiz. Kimsenin canına ve malına zarar vermemeliyiz. Eğer zarar
vermişsek, onunla helâlleşmeli, zarar maddî ise onun karşılığını ödemeye
çalışmalıyız.
Selam ve dua ile...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder