28 Aralık 2018 Cuma

KUL HAKKI




Kul hakkı !
·         
- +
Herkesin yaşam hakkına saygı duymadığımız her hal ve harekitimizi kendi işimize geldiği gibi yaptığımız sürece bizden bişey olmayacağı aşikar!...
Sahahlara kadar acı içinde kıvranan bir hastanın zar zor daldığı uykusundan uyanacağını düşünmeden motosikletiyle son gaz şehir içinde bangır bangır bagırtarak egoistce havasını atan şımarık gençlerimi dersiniz, arabasının egzozunu açtırıp gecenin geç saatlerinde aşığına ben burdayım mesajı veren aklı bikarış havada serseri aşığımı dersiniz, engelli park alanına arabasını parkedip sonrasında futursuzca kendini haklı çıkartmak için sebebler sıralayan insanlarımı dersiniz.
Kamunun kullanımına açık park ve bahçelerde piknik alanlarında yemeğini yedikden sonra pisliğini ortada bırakanlarımı dersiniz. Ne derseniz deyin bu kafa yapıysıyla bizden bir şey olmaz! Kul hakkından bi haber ben yaparım mantığıyla hareket ettiğimiz müddetce bir yere varmamız mümkün değil. Ortak kullanım alanlarında birbirimizin hakkına tecavüzde bu anlamda kul hakkıdır.



Peygamberimiz kul hakkı üzerinde önemle durarak, “Birisinin hakkını alan kimse, ölmeden önce onunla helâlleşsin! Paranın, malın geçmeyeceği kıyamet gününe, üzerinde kul hakkı bulunarak gitmesin!” buyurmuştur.



Kul haklarına tecavüz edenin durumunu anlatmak üzere Peygamberimiz şu bilgiyi vermiştir. "Benim ümmetim içinden müflis (yani iflas edip her şeyini kaybetmiş) kişi şudur: Ahirette Allah'ın huzuruna namaz, oruç, zekat gibi ibadetlerini yerine getirmiş olarak gelmekle birlikte, bu kişi, öyle (günahlarla da) gelir ki, kimine sövüp saymış, kiminin kanını akıtmış, kiminin malını yemiş, kimine iftira etmiştir. İşte bu durumda onun ibadetlerinden elde ettiği sevaplardan alınıp bu hak sahiplerine dağıtılır. Eğer amelleri bu hakları ödemeye yetmezse, bu kişilerin günahlarından alınıp hak yiyenin günahlarına eklenir. Böylece (sevapları elinden gitmiş, günahları daha da artmış bir kişi olarak) kaldırılıp cehenneme atılır."



Kul hakkıyla ilgili olarak Peygamberimiz, vefatından birkaç gün önce, ashabına şöyle buyurdu: "Benim üzerimde kimin hakkı varsa gelsin, hakkını benden alsın ve helalleşelim." O anda Hz. Ukkaşe adlı sahabî hemen ayağa kalkarak şöyle dedi: "Ey Allah'ın Peygamberi, siz bana elinizle şöyle vurmuştunuz, ben o hakkımı sizden almak istiyorum." Peygamberimiz bunun üzerine: "Gel ey Ukkaşe, hakkını benden al." buyurdu. O anda bütün ashap hayretle Hz. Ukkaşe'ye bakıyorlardı.
Hz. Ukkaşe, Peygamberimizin yanına giderek şöyle dedi: "Ey Allah'ın Rasulü! Siz bana gömleksiz olarak sırtıma vurmuştunuz." Hemen Peygamberimiz, gömleğini sıyırıp şöyle buyurdu: "Vur Ey Ukkaşe!" Peygamberimizin aşkıyla yanan Hz. Ukkaşe, hemen Peygamberimizin mübarek sırtındaki peygamberlik mührünü gayet nazikçe öptü ve şöyle dedi: "El Allah'ın Rasulü, işte benim amacım buydu." Bu hâli gören ashap, Hz. Ukkaşe'ye imrendiler. Böylece Peygamberimiz kul hakkıyla ilgili sözlerinin yanında bizzat davranışıyla da örnek olmuştur.



O hâlde, başkalarıyla bir arada yaşamamızın bir gereği olarak, herkesin hakkına saygı göstermeliyiz. Kimsenin canına ve malına zarar vermemeliyiz. Eğer zarar vermişsek, onunla helâlleşmeli, zarar maddî ise onun karşılığını ödemeye çalışmalıyız.

Selam ve dua ile...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

  Beynimde cevabını arayan sorular ve ben yorgunum bu cevapsız suallerden. Kızgınım kendime anlamsız iç hesaplaşmalarım dan. Çünkü hep kendi...