İç dünyamıza yolculuk.
·
- +
Samimiyet ve
içtenlikten yoksun menfaat ve çıkar ilişkilerinin alabildiğine yaşandığı
dünyadan kırık bir kalp ve acı hatıralarla gidiyorum yavaş yavaş. Gidiyorum
dedimse, mecazi anlamda yaşanmış çirkeflikleri arkada bırakıp ebedi hayatın
güzelliklerine yelken açmaya gidiyorum. Gidiyorum insani değerlerin pirim
yaptığı güzelliklere doğru. Kendi doğrularını alternatifsiz gören umacı
zihniyetlere inat, yaradanla olan bağlarımı olabildiğince özgür yaşamak için
gidiyorum. Kendi iç dünyamda Allaha daha yakın taguta uzak olmak için
gidiyorum. Gidiyorum yalandan dolandan uzak, riyakar ve menfaate dayalı
ilişkilerden uzak kalmak için. Yaradanımla yüzleşmeye uzun bir muhasebeye
gidiyorum gelmeden o mutlak hesap günü.
Acizliği ve acziyet’i
son haddine kadar yaşamış biri olarak, güç ve iktidarı kendinde zanneden biçare
asıl aciz olan zihniyetlerden uzaklaşmak adına gidiyorum. Yaradılanı yaradandan
ötürü seven yürekli insanların tükenmiş yok olmuş kırıntılarını aramaya
gidiyorum. İnsana insan olduğu için değer veren, din dil ırk mezhep ve kişisel
özgürlüklerin alabildiğince yaşandığı, insanı yaradılmışların en şereflisi
olarak kabul eden en son ve mükemmel din islamı yaşama adına kendi iç dünyama
hicret ediyorum. Ordaki mahkemede kendimle hesaplaşmaya kendimle yüzleşmeye gidiyorum.
Biliyorumki en büyük mahkeme insanın kendisiyle vicdanen hesaplaşmasıdır.
Allah insanları ve cinleri ancak ve ancak kendisine kulluk etmeleri için
yarattığını ifade buyururken, bu ilahi buyruğa hangimiz uymaya çalışıyor.
Kendini akıllı sanan bazı uyanıkların bu emre uymak şöyle dursun dini
kendilerine uydurduklarına şahit olmuyormuyuz çoğu zaman. Öyleya inandıkları
gibi yaşamayanların zamanla yaşadıkları gibi inanmaya başlamaları kaçınılmaz
bir son değilmi. Minareyi çalanların kılıfını uydurdukları bir dönemde güya
akıllı geçinen insanımızın bu dünyada uydurdukları zekice yalanlarına öbür
dünyada nasıl bir cevapla geleceklerini doğrusu merakediyorum. Haksızlığın,
hırsızlığın,rüşvetin vede Ahlaksızlığın diz boyu olduğu bu dünyadan elimi
eteğimi çekip gidiyorum kendi iç dünyama.
Neden bu kaçış diyenler olabilir. Önce kendimle hesaplaşmaya gidiyorum, önce
kendimi arındırmaya. Zira insan öncelikle kendinden sorumlu değilmidir? Kendini
arındırmadan nefsini temize çıkarmadan başkalarına sen neden bu yanlışın
içindesin deme hakkına sahip olabilirmi?
‘‘Ne irfandır veren Ahlaka yükseklik ne vijdandır;
Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.’’
Buyuruyor merhum Mehmet Akif Ersoy.
İnsanlar ne zamanki Allah korkusunu unuturlar ozaman onlardan her türlü kötülüğü
her türlü hatayı bekleye bilirsiniz. Bu anlamda kendi iç dünyamızda dünyaya
geliş nedenimizi iyi analiz edip hayatımıza bu anlamda yön vermeliyiz.
Netice itibariyle öze dönüş ve kendimle
hesaplaşmak için bu dünyadan kendi iç dünyama doğru hareket ediyorum.
Hep beraber kendimizle hesaplaşmak adına iç dünyamızda bir yolculuğa ne
dersiniz?


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder