Arşa yükselen feryatlar!
Dört
duvar arasında yaşanan acıları, çaresizlikleri ve arşa yükselen feryatları
kimse duymaz bilmez çoğu zaman.
Hele
ki bakıma muhtaç çaresiz bir hasta size bakanların merhametine muhtaç bi çare
aciz bir engelliyseniz. Bakıma muhtaç ve çaresizsenizseniz iradenize ipotek
koyup sizi yok sayarlar çoğu zaman.
Sizin
kendinizi ifade etme söz söyleme hakkınız böyle bir lüksünüz yoktur zira
hayatınızın idamesi ve yaşam hakkınız ipoteklidir.
Bir
görüş beyan ettiğiniz ve şuda şöyle olsun dediğiniz zaman senin kendine hayrın
yok sen ne biliyorsun gibi bir yaptırımla anında sus pus olur konuştuğunuza
konuşacağınıza pişman olursunuz. Hayatının otuz beş senesi engelli bakıma
muhtaç geçmiş bir insan olarak hiç bir zaman söz hakkı tanınmadı düşüncelerime
değer verilmedi.
Sen
sesini kes ekmeğini ye televizyonuna bak kendini oyala hiç bir zamanda
yaşadığın hayatta şikayetçi olma gibi bir yaptırımla karşılaştım. Hiç bir zaman
bana manevi olarak destek verilmedi şunuda yap biz senin arkandayız denmedi. Ne
zaman kendi çabamla bişeyler yapmak için mücadele ettim hep karşıma duvarlar
örüldü. İtildim kakıldım dört duvar arasında kendi dünyasına hapsolmuş bir
hayata mahkum oldum.
Anacığım
rahmetli bir ana merhametiyle her türlü ihtiyacımı karşılar beni sevgiyle
bağrına basar lakin geleceğe dair plan yapmamı istemezdi. Belkide engelimden
dolayı oda bişeyler yapabileceğime inamazdı. O sadece benim için günü iyi
geçirme günü kurtarma ve evladını o an için mutlu etme peşindeydi. Kimseye
eyvallah etmez kendi çabasıyla her türlü ihtiyacıma koşturur kendisini heder
ederdi.
Zira
sorumluğundan bi haber ketum ve sert mizacıyla engelli evladını yok sayan bir
baba vardı. Belkide engelli evladının varlığı kendisi için bir eksiklik bir
kompleks nedeniydi. İçinde bulunduğum duruma bakmazsızın çalışayım kendime bir
gelecek kurayım diye çabalarken hep baba engeliyle karşılaştım. Belkide engelli
evladını çalıştıran baba konumuna düşmek istemiyordu zira engelli bir evladı
çalıştırmak kendisi için kınanacak bir durumdu kim bilir.
Ne
zaman bir iş bağlantısı kurmaya çalışsam sert bir tutumla karşılaşır, açmısın
açıkmısın otur oturduğun yerde çıkışıyla karşılaşırdım. Vel hasılı kelam dört
duvar arasında bir şeyleri yıkabilir güneşli mutlu gelecekler inşa edebilirdim
lakin ön yargılarla ve sevgisizlikle örülü duvarları yıkamadım yıkılmadı!..
Bir
şeyleri aileme kabul ettirmekle geçti yıllarım. İçinde bulunduğum dört duvarda
malesef nekadar çabalasamda kıramadım zinçirlerimi kurtulamadım
pırangalarımdan. Anam rahmetlide bu süreçde çok yıprandı çok yalnız bırakıldı.
Neticede kendisini kolon kanserinden kaybettiğimizde acıların en büyüğünü
yaşamış o duvarların altında adeta ezilmiş nefes almaz hale gelmiştim.
Ne
gariptir ki bu yaşanan acılardan kimsenin haberi yoktu. Kimse neden erhan
sabahlara kadar uyuyamıyor yatamıyor nedenini bilmiyordu. Yaşadığım depresyonu
yaşanan sıkıntıların ortaya koyduğu atakların neden olduğu paniğin kimse
farkında değildi.
Feryadım
ve ahım arşa uzanırken herkes kendi dünyasında Erhan'sız bir yaşam
hayalindeydi. Anam rahmetli olunca herkes kendince bir hesabın içine girdi.
Sorumlulukdan Erhan gibi bir yükün altında kalmakdan kaçmak için bahanelerin
ardına sığınıp kaçmanın sıvışmanın peşine düştüler. Neticede bunu başardılar
da. Fakat unuttukları bişey vardı ki Erhan gibi bir hazineyi kaybettiler. Çünkü
ben onlar için Cennete götürecek bir delil bir sebebtim. Tren kaçtı millet tren
kaçtı size geçmiş olsun...
Herkesin
bir hesabı vardı belki ama unuttukları bişey vardı ki Allahında bir hesabı
vardı.
Unutmayın;
Uzun lafın kısası, Ah'tır...
Ve
her Ah'ın sesini duyan Allah'tır..
Erhan
Ölçer
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder